Devlet eliyle lezbiyenleşir miyim diye korkmuyor değilim ama bir kereden bir şey olmaz bence.
Devlet eliyle lezbiyenleşir miyim diye korkmuyor değilim ama bir kereden bir şey olmaz bence.

40 yaşındayım. Kendimi bildim bileli, canım ne zaman seks çekse, hemen, kalkan ilk trene bilet alırım; kuşetli vagona. Neredeyse 20 yıldır memlekette görmediğim istasyon, fitişmediğim erkek tipi kalmadı. Ömrümde en çok hayır duasını, kuşetli vagonu tasarlayan mühendise etmişimdir. Allah kabul eder inşallah.

Şu kırmızı, hışırı çıkmış sırt çantası az yoldaşlık etmedi bana. İçinde bir çift temiz iç çamaşırı, bir paket tırtıklı, bir paket de geciktiricili prezervatif, kamçım, göz bağım, vajinal toplarım, hizmetçi kıyafetim, genelde büyük beden bir itfaiyeci üniforması (çünkü iri erkekleri severim), el ve ayak kelepçesi, bir adet hindistancevizi kokulu mum ve playboy çakmak, bir paket ıslak mendil her daim hazır bulunur. Birleşmiş Milletler konferansına elimi kolumu sallayarak giderim de, kuşetli vagona fitseler hazırlıksız gitmem. Neden? Çünkü kuşetliye fitişmeye giderim!

Bekaretimi bir Konya-Ankara treninde, seyahatine tabelası bile bulunmayan bir istasyondan başlayan, emekli bir yerel gazete muhabirine verdim. Hiç unutmam, kukuma saplananın yatağın delik deşik derisinden fırlamış bir yay mı, yoksa Adil amcanın pipisi mi olduğunu anlayamamıştım. Anladığımda iş işten geçmişti ancak moralimi bozmadım. Memlekette "sırtüstü yatarım görevimi yaparım'dan öteye geçememiş milyonlarca kadın varken, ilk seferde bulutların üstüne çıkmayı beklemek şuursuzluk olurdu çünkü. Beni bulutların üstüne çıkaran, tren hangi hızda ve nasıl giderse gitsin, trenin tıngırtı ve sallantısıyla muhteşem bir uyum içinde gidip gelen bir kondüktör olmuştu. Ama şimdi, izdihama yol açmamak için, adını veya görev hattını vermeyeyim.

İnsan çoğu zaman burnunun dibindekini görmez, hormonları tarafından ele geçirilmiş olsa bile. Ben de kondüktörle fitişmeyi akıl edene kadar mecburi hizmetini yapmaya giden bir doktor, bayram tatilinde ailesini görmeye giden bir psikoloji öğrencisi, hayatını görülmemiş uzunluktaki sakalı sayesinde para karşılığı fotoğraf vererek kazanan bir girişimci, çok sattığı halde umduğu prestiji bir türlü kazanamadığı için kendini votkaya vurmuş bir romancı, bir terzi makası satıcısı (fitişin sonunda bana bir de tırnak makası hediye etmişti, hâlâ kullanırım), bir gece kulübünün, iri kıyım ancak ince ruhlu koruması, Anadolu düğünlerinin aranan bir piyanist şantörü, bir kimya öğretmeni, düğüne giden bir damat ve düğünden kaçmış bir başkası, hâlâ kullandığım ketlle'ı hediye eden bir beyaz eşya bayii ile fitişmiştim bile. Daha kimler geldi kimler geçti aslında o kuşetli vagonlarda üstümden, saymakla bitmez, neyse.

69 yaparken aynı anda hem zevk verip hem zevk almayı; trenin düdüğü öterken çığlık ata ata orgazm olmayı, aksi takdirde edebimle sessizce gelmeyi; ön sevişmede meme sıkmaktan ötesine geçemeyen partneri çabucacık getirip kalbini kırmadan başka vagona sıvışmayı, erkeklerde parmak uzunluğuyla pipi uzunluğunun doğru orantılı olduğunu ve şimdi burada yazsam Amerikalı cümle seks danışmanının meslekten el çekmesine yol açacak türlü tecrübeyi işte hep bu kuşetli vagonlarda edindim.

Ancak acı haberi geçenlerde aldım; TCDD, kuşetli vagonlarda kadınlı erkekli yolculuk yapılmasını yasaklamış deniyor. Karı koca olsanız dahi satmıyorlarmış aynı vagona bilet. Hoş satsaydılar da, çok koca eskittim ama şimdilerde bende zaten koca yok. Ama Allah biliyor; satsalar hemen bir koca yapar kendime, düğünü yarıda keser, koşardım gişeye. Malum, insan karı koca olsa bile sevişecek yeri yok bu memlekette.

Ben yine de yarın gece kalkacak ilk İstanbul-Kars trenine aldım bir bilet. Hani, benim gibi değişik tecrübelere açık bir hanım arkadaşla karşılaşacak olursam... Devlet eliyle lezbiyenleşir miyim diye korkmuyor değilim ama bir kereden bir şey olmaz bence. Herhalde olmaz yani. Zaten ikinciye kalmadan bunların gözü açılır, çünkü ne uyanıktır bunlar bilseniz, uyanık olmasalar nereden bilecekler kuşetlilerde neler yapılabileceğini. Sahi nereden biliyorlar o vagonlarda bir ileri bir geri giderken, yolculuk boş geçmesin diye el alemin herifleriyle kütür kütür seviştiğimizi!

 

Temmuz 2015 - OT Dergi, Sayı 29